4 Mart 2015 Çarşamba
TURGUTLUNUN ADI
Kentlerin isimlerinin anlamı, onların geçmişleri hakkında bazı ipuçlarını barındırabilmektedir. Bu ipuçları, onların kuruluşları veya geçirdikleri dönüşümlere ışık tutabileceği için önemlidir. Ne var ki Turgutlu’nun ismi konusunda, tartışmalı bilgiler sunulmaktadır. Manisa’nın yakın ve büyük ilçelerinden biri olan Turgutlu’nun başka bir ismi var mıydı? Varsa, adının kökeni neydi? Cumhuriyetin ilanı ile birlikte ilçenin resmi adı olarak seçilen Turgutlu’nun, Osmanlı dönemi yazılı belgelerinde ismi, “Turudlu” “Turud”, “Kasaba”, “Kasaba-i Turgutlu” şeklinde ifade edildiği bilinmektedir. Çoğu zaman, yaşayan kentlerin şimdiki ismi, tarih öncesi ya da sonrası adını çağrıştırır biçimde, Türk ağzına uyarlanmış şeklidir. Bu uyarlama, Turgutlu’nun çevresi ve Kasaba için de olabilir. Turgutlu ismi, tarih öncesi bir adın günümüze kadar yansıması olabilir mi?
Kaynakça:
3 Mart 2015 Salı
TURGUTLU TÜRKMENLERİ - 1
Tarih sahnesinde Turgut,
Turgavut, Turud, Turagut, Tourout, Torgut, Turgutoğulları, Turgutlu gibi
isimlerle gördüğümüz bu konar – göçer cemaati nereden gelmiştir? Bu yöreyi
şenlendiren Türkmen cemaatinin ilk yurtları neresidir?
Çeşitli isimlerle
karşımıza çıkan bu aşiret hakkında çeşitli savlar ortaya atılmaktadır. Bir
görüşe göre Turgut boyundan ayrılan bir gurup (Turgot) batıya göç ederek
Anadolu’ya yerleşmişlerdir. Bunlar Kalmıklar'dır (Kalmuklar). Ancak Moğollar
bunları (Turgutları) “has Moğol” saymazlar. Onlara göre Turgut boyu,
Moğollaşmış Türklerdirler.
Faruk
Sümer’in tanımlaması ise bu görüşün aksi yönündedir:
“Kalmuk=Kalmak” denilen kavim hakiki
Moğollar olup ünleri daha Timur döneminde Mavera Ün-nehre kadar ulaşmıştı.
Kalmuklar Budist idiler. Kalmuklar’ın batıya gelenlerinin çoğunu Torgut
(Turgut) adlı Moğol boyu teşkil ediyordu. Torgutlar veya Kalmuklar eski
müttefikleri olan Moğol boyunun sıkıştırması üzerine batıya göç ettiler.
Önlerine çıkan kavimleri yenilgiye uğratıp Yayık’a kadar geldiler ve Harizm’e
akınlara başladılar”
Bir
diplomat olan Eugene Schuyler Türkistan
isimli eserinde Turgutlardan söz eder. Ünlü diplomat, Faruk Sümer’in görüşünü
kısmen destekleyip onların Moğol boyundan olduğunu söyler:
“Cengiz Han’ın halefleri ile yaptığı hâkimiyet mücadeleleri
sırasında Cungarya (Yarış Ovası) üç kuvvetli Moğol kabilelerinin savaş
alanıydı. Bunlar, Çuraslar (Çoros), Hoşutlar ve (Turgot) Turgutlardı”.
Eugene Schuyler’e göre, Turgutların Asya’da kalan bir bölümü Kunges ve Tekes nehirleri arasında
yer alan Cungarya (Yarış Ovası) ismi ile anılan havzada hala yaşarlar. Eugene
Schuyler, geride kalan Turgutlar için şöyle der:
“Kalmuklar, hala Turgutlar adıyla
yaşadıkları Kunges ve Tekes’deki mükemmel otlaklara yerleşmelerine izin
verildi. Bunlar göçebe bir hayat sürerler. Sığır ve at beslerler. Çiftçi
olmuşlardır. Kunges ve Keş vadileri son yüzyılın başında Aşağı İtil’den dönen
Kalmuk kabilelerinin torunları olan Turgutlar tarafından iskân edilmektedir.
Turgutlar tarafından iskân edilen Kunges vadisi, sürüler için çok uygun
değildir. Zirai otlak bol olmasına rağmen yazları çok sıcak olur, kışın ise kar
çok derindir. Turgutların kışlıkları Kunges ve Keş’in arasındaki dağlardır.”
Adnan Menderes Kaya
ise, “Avşar Türkmenleri” Tarihi
isimli eserinde, Turgutların kökenini Oğuzların Üç Oklar koluna dayandırır.
Yusuf Erdoğan da bu görüşü destekler ve bize daha kapsamlı bilgiler sunar.
Yazar, Turgut Türkmenleri için şunları dile getirir:
“Oğuzların Afşar boyundan olan Karaman
aşireti ve Karaman-Oğulları, Orta Anadolu’nun güneyinde kurulmuş olup, Anadolu
Türkmen beyliklerinin Osmanlılardan sonra en büyüğü ve devamlısıdır. Karaman tahtı,
beylikten ziyade bir devlet sayılmıştır. Ana kütlesi Afşarlara dayanan devlet,
Üç-Oklardan Turgut, Bayburt, Kusun, Gögüz, Varsak, Salur ve Kaçarlar’ı
çevresine toplamıştı”.
Siyasi tarih
öğretmenliği yapmış olan Tahsin Ünal, Turgutlu Türkmenleri ile ilgili daha da
ayrıntılı sayılacak bilgiler aktarır:
“Turgutoğulları, Asya’dan Anadolu’ya Karamanoğulları ile
beraber gelmiş olan Türkmen kabilelerinden birisidir. Bunlar kalabalık ve
itibarlı bir aile idi. Turgutoğulları, 1235–1240 yıllarında, Ilgın-Kadınhan’dan
güneye doğru, Bozkır ve Aladağ mıntıkalarına ikda verilmek suretiyle
yerleştirilmişlerdir. Turgutoğulları, Karamanoğulları sultanının vekili,
emirlerinin komutanıydılar. Divan-ı Hassa, Sultan olmadığı zaman başkanlık
ederlerdi. Sultan adına karar verirlerdi. Sultan olduğu zaman Divan-ı Has’ın
üyesi olarak karara iştirak ederlerdi. Turgutoğulları, Divan-ı Avam’ın
(ordunun) daimi başkanıydılar. Başkan olarak burada kararlar alırlar ve tatbik
ederlerdi. Divan-ı Avam’ın ilk dört üyesi, dört tümenin komutanıydılar. Yani
40.000 kişilik Karaman ordusunun da başkomutanıydılar. Bu itibarla
Turgutoğulları, Karamanoğulları ile vardı. Karamanoğulları ile tarihten
silindiler. Şikari ve Osmanlı tarihleri, iki ailenin tarihini beraber
zikrederler. Karamanoğullarının yanında yer alan Bayburt kabilesi,
Turgutoğulları ile akrabaydılar. Bu iki kabile, ayni kökten olmasına rağmen
Anadolu’ya geldiklerinde çeşitli nedenlerle araları açılmıştı. Turgut Bey araya
girerek bu iki kabileyi uzlaştırdı. Turgutoğullarının, Anadolu’daki ilk emiri
Turgut Bey’in mezarı, bu gün Ilgın’a bağlı Mahmuthisar Köyü’nde bulunmaktadır.”
Kaynakça:
- Yılmaz Öztuna. Türkiye Gazetesi. 26 Haziran 2010, s 10.
- Faruk Sümer. Oğuzlar. İstanbul Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı Yayınları. 1992 s 160, 178, 179, 227, 330, 636, 652, 664.
- Eugene Schuyler. Türkistan. Çeviri Firdevs ve Halil
Çetin. Paradigma Yayıncılık 2007. S 501, 503, 508, 534, 535, 536.
- Adnan Menderes Kaya. Avşar Türkmenleri Tarihi. http www
turkmenhost com.
- Şahabettin Tekindağ. Karamanlılar. IA VI Yayıncılık İstanbul
1988, s 317.
- Tahsin Ünal. Karamanoğulları
Tarihi. Arıkara Basımevi 1986 Konya. S 255, 256.
- İslam
Ansiklopedisi, s 120.
- M. Zeki Oral. Turgut Oğulları Vakfiyeleri
19 Şubat 2015 Perşembe
TURGUTLU’DAN GÖTÜRÜLEN ARKEOLOJİK ESERLER
Turgutlu’yu çevreleyen bölgede birçok yabancı
arkeolog, bilim adamı araştırmalar yapmışlardır. Bunlardan birisi Christopher
H. Roossevelt’tir. Arkeolog, Turgutlu ve Turgutlu’nun birer köyleri olan
Temrek, Musacalı gibi yerleşim alanlarının tarihsel geçmişini
araştırmış bölgeden elde ettiği bilgileri The Archaeology of Lydia isimli eserinde
toplamıştır.
Turgutlu sınırları içinden alınıp
götürülmüş birçok eser bugün Manisa Müzesi envanterinde yer almaktadır. Vahit Armağan’ın
hazırladığı “Manisa Arkeoloji Müzesi Kılavuzu’nda Turgutlu’dan müzeye getirilen
önemli üç eser hakkında şu bilgiler bulunmaktadır:
1- Aslan Heykelciği:
1938’de Turgutlu’nun Temrek
Köyü’nden götürülmüştür. Kaba ve esmer mermerden yapılmıştır. Kaba taş üstüne
yekpare blok, arka ayakları üstünde, kuyruğu karnına gelecek surette, ön
ayakları üstüne doğrularak yatmış durumda bulunan bir aslan heykelciğidir. (Roma işi.
M.S. II. veya III. Asır)
2-Stel
1937’de Turgutlu’dan götürülmüştür. Damarlı ve kaba mermerden yapılmıştır.
Şimdi hafif ehrami kalan blok, iki şahsı içine almaktadır. Kadının uzun gömleğini
(chifon)la örtmekte erkeğinse; mantosu bütün vücudunu kaplamaktadır. Bastıkları
yer, kaide işini görmektedir. Ayaklarında
sandal olup, sol ayakları öne doğru uzanmıştır (Klasik çağı yaşatıyor)
3- Stel;
Kabartmalı ve kitabelidir. 1935’de Turgutlu’dan getirilmiştir.
Dikdörtgen şeklinde bir bloktur. İçi oyularak dört insan işlenmiş, bunların
arkada bulunan üç tanesi dört köşe, öndeki dairevi şeklindedir. İnsanlar
giyimlidir. Blok’un üstü, altı silme saçak olacak biçimdedir. Altta ise tek satırlı
Yunanca kitabe vardır. (Roma işi. M.S. IV. Veya V. Asır)
4- Bunların yanında; Dalbahçe Köyü’nde, Gökali Mescidi podyumunda
kullanıldığı görünen iki tarafı (Eski Yunanca olduğu
sanılan) yazılı taş, yine Dalbahçe Köyü eteklerinde bulunan su kemerleri, köy
yolunun sağında – solunda yer alan iskân izleri. Ayrıca Dereköy’ün doğu yönünde
varlığı bilinen bazı temeller ve hamam yıkıntıları, Gökkaya Beldesi ile
Alahıdır Köyü arasında, Kral Yolu’nun güneyinde köylülerin “Kapı Kaya” ismiyle
adlandırdıkları mezar kalıntıları, Kara Köy’de, köy çeşmesini süsleyen Romalılara ait olduğu söylenen
bir kitabe.
Bu veriler ışığında Turgutlu ve çevresinin
milattan önceye kadar uzanan bir yerleşim tarihinin var olduğunu söylemek
mümkündür. Yörenin eskiçağ tarihi hakkında birkaç araştırma yapılmış olmasına
karşın, ne yazık ki günümüzde Turgutlu’nun merkezi hakkında aydınlatıcı bir
bilimsel çalışma bulunmamaktadır.
Kaynakça:
- V. Armağan Manisa Arkeoloji
Müzesi kılavuzu. İstanbul: Marifet Basımevi. 1946.
- Tanju
Koray Uçar. 8 Mayıs 2008. www.panoramio.com/user.
- Ersin Doğer. İzmir’in Smyrna’sı, 2006, s 112.
- Ersin Doğer. İzmir’in Smyrna’sı, 2006, s 112.
Alahıdır Köyü hudutları içinde bulunan üç
tümülüste; kaçakçılar ile ilgili bir tutanakta bir bronz karyola, gümüş ve
bronzdan vazo, tabakalar ile bir takım süs eşyaları bulunduğu belirtilmiştir. Ancak
bunların akıbeti hakkında bilgi yoktur. Daha sonra yapılan araştırmalarda bu Tümülüslerde
bir takım buluntulara rastlanmıştır. Bu buluntulardan dikkati çekeni mezarın
dışında bulunan toprak rengi hamurdan çarkta yapılmış bir skyphos’dur. Diğerleri
ise bir lekythos ve bir vazodur. Kaynakça; Kubilay
Nayır.
Heykelin kaidesinde yer alan Gerekçe yazıttan bir bölüm şöyledir:
“Sizler!
Bu beladan kurtulmak üzere tanrısal yasalara uygun bir yol bulmak için
telaşlanan ve gerçekten yardım dilemek için bana gelen sizler! Yedi ayrı
pınardan saf su temin edin. Ve sonra bu suyu (kükürtle ?) arıtın ve sonra bunu
hemen, bundan hoşnut olan Nymphalarla (sudaki periler) birlikte evlere serpin.”
Kaynakça Prof. Dr. Hasan Malay.
Ünlü Arkeolog Ch. H. Roosevelt’in belirttiğine göre 1938
yılında Turgutlu’nun Temrek Köyü’nde mermerden küçük bir aslan heykeli bulunmuş
bu heykelcik Manisa Arkeoloji Müzesi’ne getirilmiştir. Bu heykel M. Ö. 5 - 4.
yüzyıllara tarihlenmektedir. Yine Roosevelt’e göre Temrek’in güneyinde ve
batısında sekiz Tümülüs vardır ve köyün hemen üzerinde bir kale yer almaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













