10 Mart 2015 Salı

TURGUTLU TÜRKMENLERİ’NİN KASABA’YA GELİŞİ

Turgut, Turgutlular gibi isimlerle adlandırılan Turgutoğulları aşiretinin beyleri Karaman Oğulları devletinin hükümdarlarıyla kız alıp vermek suretiyle akrabalık kurarlar ve en yüksek devlet adamları arasına girerler. Geniş arazi ve malikânelere sahip olup birçok hayır eserleri yaparlar, vakıflar tesis ederler.
      Bu Türkmenler, Osmanlı ile uzun süren savaşlara ve mücadelelere girer, zaman zaman askerî ve siyasî başarılar kazanır, zaman zaman da yaşadıkları çağlarının en korkunç katliamlarına maruz kalırlar.
     2’inci Beyazid dönemine ait bir icmal tahrir defterinde adı  “Turudlu” şeklinde görülen Türkmen Cemaati, Kasabaya hangi tarihlerde gelip buralara şenlendirdiler. Ya da bu konar - göçerler hangi Türkmen cemaatinin uzantılarıydılar?
     İkinci Beyazid döneminde (906 H. 1500 M.) Turgutoğulları, Karamanoğllarından ayrılarak Osmanlı Sadrazamı Mesih Paşaya sığınırlar. Bu Türkmenlerin bir bölümü Mısır’a giderler. Mesih Paşa’ya sığınan Türkmenler ise konar – göçer olarak yaşamlarını devam ettirip Anadolu’ya dağılır, gittikleri yerlerde yeni yeni köyler kurarlar.
     Turgutoğullarının gerek Orta Asya’da gerekse Anadolu’da Turgutlu Türkmeni olarak anıldıkları bilinmektedir. Osmanlının da bunlara Turgutlu ya da Turgutlular olarak isimlendirdikleri görülmektedir. Aşık Paşa – Zade’den aktarılan bir yazıda İkinci Murad, kendisine yardıma gelen Turgutoğuları askerlerine şöyle der: “Karamanoğlu, kaltak eğerli, katı kürklü, örme kuşaklı, kabalak tülbentli, üzengisinin kayışı ve kılıç bağı ipten, Turgutlu'nun at uğrularını göndermiş.”
     Ünlü tarihçi Emecen’e göre 16’ıncı yüzyıl başlarına kadar tarihi kaynak ve vesikalarda Turgutlu adlı bir yere rastlanmaz. Bu Türkmenlere ait en eski kayıt 2’inci Beyazid dönemine ait bir icmal tahrir defterinde görülür.

     Turgutoğulları’nın 2’nci Beyazid devrinde dağılması yine ayni Osmanlı Sultanı döneminde Kasaba’da aynı isimle anılan bir Türkmen Cemaatinin görülmesi düşündürücüdür. Muhtemeldir ki Turgutoğulları’ndan ayrılan bir gurup konar - göçer Türkmen, Kasaba civarına gelip burada bir köy kurarak bu toprakları şenlendirmişlerdir.

Kaynakça
- Mehmet Zeki  Oral.Turgutoğulları eserleri – vakfiyeleri (Makale)
Türk Tarih Kurumu Basımevi. Ankara 2006.
- M. Ferudun Emecen. Tarihin içinde Manisa.



4 Mart 2015 Çarşamba

TURGUTLUNUN ADI

   Kentlerin isimlerinin anlamı, onların geçmişleri hakkında bazı ipuçlarını barındırabilmektedir. Bu ipuçları, onların kuruluşları veya geçirdikleri dönüşümlere ışık tutabileceği için önemlidir. Ne var ki Turgutlu’nun ismi konusunda, tartışmalı bilgiler sunulmaktadır. Manisa’nın yakın ve büyük ilçelerinden biri olan Turgutlu’nun başka bir ismi var mıydı? Varsa, adının kökeni neydi? Cumhuriyetin ilanı ile birlikte ilçenin resmi adı olarak seçilen Turgutlu’nun, Osmanlı dönemi yazılı belgelerinde ismi, “Turudlu” “Turud”, “Kasaba”, “Kasaba-i Turgutlu” şeklinde ifade edildiği bilinmektedir. Çoğu zaman, yaşayan kentlerin şimdiki ismi, tarih öncesi ya da sonrası adını çağrıştırır biçimde, Türk ağzına uyarlanmış şeklidir. Bu uyarlama, Turgutlu’nun çevresi ve Kasaba için de olabilir. Turgutlu ismi, tarih öncesi bir adın günümüze kadar yansıması olabilir mi?
   Yahudi araştırmacı Avram Galanti, burada Bizans ve Saruhanlılar döneminde bir yerleşme olduğunu ve Yahudi guruplarının burada bulunduğunu yazar. Bu sav doğruysa Turgutlu’nun Saruhanoğulları döneminde meskûn bir yerleşim yeri olduğu söylenebilir. Belki de Turgutlu, dağılmış bir iskân mahallinin yakınında Saruhanlılar tarafından yeni bir yerleşme yeri olarak teşkil edilmiş olabilir. Belki de bu yeni yerleşim yeri adını, tarih öncesi buralarda bulunan bir kentçiğin Türk ağzına uyarlanmış şeklidir.
  Bir kısım antik yazarlara göre Turgutlu adının antik dönemlerden geldiği söylenir. Bu konuda birçok yazar, değişik görüşler sergilemektedir. Anadolu’nun Tarihsel Coğrafyası hakkında bilgiler sunan Veli Sevin ve Lydia eserinin yazarı Bilge Umar, antik dönem kaynaklarına temel alarak Turgutlu adının kökenini Türklerden önceki döneme dayandırır. 1888 yılında, Derbent köyüne yakın yerde Djowali ismi ile anılan yerde Karl Buresch, alt kısmı noksan olan ve üç cephesinde Grekçe bir yazıt yer alan bir heykel kaidesi bulur. Bunun akabinde 1906 yılında ünlü gezginler J. Keil ile A. Von Premerstein’de ayni yazıtı bu köyde görürler. Ancak bu tarihten sonra bu heykel kaidesi kaybolur. Bilge Umar’a göre adı geçen yazıtta, Turgutlu’nun isim babası sayılan Troketta köyünden söz edilmektedir.
    Prof. Dr. Hasan Malay ise sözü edilen Troketta köyü ile ilgili ayrıntılı bilgiler sunar. Ünlü arkeoloğa göre kaybolan bu heykel kaidesi 2000 yılında bulunmuş Manisa Müzesi’ne taşınmıştır. Prof. Dr. Hasan Malay’a göre Troketta’nın tarihi İ. Ö. 2’inci yüzyıla kadar gitmektedir. İ. S. 2’inci yüzyılda büyük bir salgın hastalıkla karşılaşan Troketta halkı, o dönemin ünlü kehanet merkezlerinden biri olan Klaros’a (Ahmet Beyli) elçiler göndererek yakalandıkları salgın hastalıktan kurtulmak için tanrı Apolon’un kehanetine başvururlar. Manisa Müzesi’nde yer alan bu kaide Troketta halkının, Apollon’un kehaneti uyarınca kendi kentçiklerine diktirdikleri tanrı Apollon’nun heykelinin yazılı kaidesidir.
   Başka yazarlar ise yukarıda zikredilen görüşlere katılmazlar. Eski yazıtlar uzmanı ve tarihçi Louis Robert, “Turgutlu’nun adı, bir Türk aşiretinin isminden gelmektedir” der. Ferudun M. Emecen’e göre ise Turgutlu bir Türkmen cemaatinin adıdır, 2’inci Beyazid dönemine ait bir icmal tahrir defterinde adı geçen köyün ismi “Turgutlu” tarzında değil “Turudlu” şeklindedir. Turgutlu ile ilgili geniş bilgiler sunan Dr. Niyazi Dinçsoy’da Turgutlu isminin ilk yıllarda “Tur’ud” olarak ifade edildiğini belirtir. Teoman Ergül ise Manavlu /Tabanlı Türkmeni olan Turgutlu konar - göçer cemaatinin adını Turgut, Durgut, Durgutlu, Durgut Obası isimleriyle dillendirir.

Kaynakça:
- Bilge Umar Türkiye’deki Tarihsel Adlar. İnkılap Kitapevi 1993.
- M. Ferudun Emecen. Tarih İçinde Manisa. S 223.
- Teoman Ergül. Turgutlu’nun Kısa Tarihi. S 1.
- Niyazi Dinçsoy. Turgutlu’nun Dramı.
- Hasan Malay. Klaros’lu Apollon’nun Troketta’daki bir salgın hastalık hakkındaki Kehaneti. 
- Nuran Şahin. Kloros. Apollon Klorois Bilicilik Merkezi. Ege Yayınları. 1998.  





3 Mart 2015 Salı

TURGUTLU TÜRKMENLERİ - 1



Tarih sahnesinde Turgut, Turgavut, Turud, Turagut, Tourout, Torgut, Turgutoğulları, Turgutlu gibi isimlerle gördüğümüz bu konar – göçer cemaati nereden gelmiştir? Bu yöreyi şenlendiren Türkmen cemaatinin ilk yurtları neresidir?
Çeşitli isimlerle karşımıza çıkan bu aşiret hakkında çeşitli savlar ortaya atılmaktadır. Bir görüşe göre Turgut boyundan ayrılan bir gurup (Turgot) batıya göç ederek Anadolu’ya yerleşmişlerdir. Bunlar Kalmıklar'dır (Kalmuklar). Ancak Moğollar bunları (Turgutları) “has Moğol” saymazlar. Onlara göre Turgut boyu, Moğollaşmış Türklerdirler.                
Faruk Sümer’in tanımlaması ise bu görüşün aksi yönündedir:
“Kalmuk=Kalmak” denilen kavim hakiki Moğollar olup ünleri daha Timur döneminde Mavera Ün-nehre kadar ulaşmıştı. Kalmuklar Budist idiler. Kalmuklar’ın batıya gelenlerinin çoğunu Torgut (Turgut) adlı Moğol boyu teşkil ediyordu. Torgutlar veya Kalmuklar eski müttefikleri olan Moğol boyunun sıkıştırması üzerine batıya göç ettiler. Önlerine çıkan kavimleri yenilgiye uğratıp Yayık’a kadar geldiler ve Harizm’e akınlara başladılar”          
Bir diplomat olan Eugene Schuyler Türkistan isimli eserinde Turgutlardan söz eder. Ünlü diplomat, Faruk Sümer’in görüşünü kısmen destekleyip onların Moğol boyundan olduğunu söyler:
“Cengiz Han’ın halefleri ile yaptığı hâkimiyet mücadeleleri sırasında Cungarya (Yarış Ovası) üç kuvvetli Moğol kabilelerinin savaş alanıydı. Bunlar, Çuraslar (Çoros), Hoşutlar ve (Turgot) Turgutlardı”.
Eugene Schuyler’e göre, Turgutların Asya’da kalan bir bölümü Kunges ve Tekes nehirleri arasında yer alan Cungarya (Yarış Ovası) ismi ile anılan havzada hala yaşarlar. Eugene Schuyler, geride kalan Turgutlar için şöyle der:
“Kalmuklar, hala Turgutlar adıyla yaşadıkları Kunges ve Tekes’deki mükemmel otlaklara yerleşmelerine izin verildi. Bunlar göçebe bir hayat sürerler. Sığır ve at beslerler. Çiftçi olmuşlardır. Kunges ve Keş vadileri son yüzyılın başında Aşağı İtil’den dönen Kalmuk kabilelerinin torunları olan Turgutlar tarafından iskân edilmektedir. Turgutlar tarafından iskân edilen Kunges vadisi, sürüler için çok uygun değildir. Zirai otlak bol olmasına rağmen yazları çok sıcak olur, kışın ise kar çok derindir. Turgutların kışlıkları Kunges ve Keş’in arasındaki dağlardır.”      
        Adnan Menderes Kaya ise, “Avşar Türkmenleri” Tarihi isimli eserinde, Turgutların kökenini Oğuzların Üç Oklar koluna dayandırır. Yusuf Erdoğan da bu görüşü destekler ve bize daha kapsamlı bilgiler sunar. Yazar, Turgut Türkmenleri için şunları dile getirir:
“Oğuzların Afşar boyundan olan Karaman aşireti ve Karaman-Oğulları, Orta Anadolu’nun güneyinde kurulmuş olup, Anadolu Türkmen beyliklerinin Osmanlılardan sonra en büyüğü ve devamlısıdır. Karaman tahtı, beylikten ziyade bir devlet sayılmıştır. Ana kütlesi Afşarlara dayanan devlet, Üç-Oklardan Turgut, Bayburt, Kusun, Gögüz, Varsak, Salur ve Kaçarlar’ı çevresine toplamıştı”.  
        Siyasi tarih öğretmenliği yapmış olan Tahsin Ünal, Turgutlu Türkmenleri ile ilgili daha da ayrıntılı sayılacak bilgiler aktarır:
“Turgutoğulları, Asya’dan Anadolu’ya Karamanoğulları ile beraber gelmiş olan Türkmen kabilelerinden birisidir. Bunlar kalabalık ve itibarlı bir aile idi. Turgutoğulları, 1235–1240 yıllarında, Ilgın-Kadınhan’dan güneye doğru, Bozkır ve Aladağ mıntıkalarına ikda verilmek suretiyle yerleştirilmişlerdir. Turgutoğulları, Karamanoğulları sultanının vekili, emirlerinin komutanıydılar. Divan-ı Hassa, Sultan olmadığı zaman başkanlık ederlerdi. Sultan adına karar verirlerdi. Sultan olduğu zaman Divan-ı Has’ın üyesi olarak karara iştirak ederlerdi. Turgutoğulları, Divan-ı Avam’ın (ordunun) daimi başkanıydılar. Başkan olarak burada kararlar alırlar ve tatbik ederlerdi. Divan-ı Avam’ın ilk dört üyesi, dört tümenin komutanıydılar. Yani 40.000 kişilik Karaman ordusunun da başkomutanıydılar. Bu itibarla Turgutoğulları, Karamanoğulları ile vardı. Karamanoğulları ile tarihten silindiler. Şikari ve Osmanlı tarihleri, iki ailenin tarihini beraber zikrederler. Karamanoğullarının yanında yer alan Bayburt kabilesi, Turgutoğulları ile akrabaydılar. Bu iki kabile, ayni kökten olmasına rağmen Anadolu’ya geldiklerinde çeşitli nedenlerle araları açılmıştı. Turgut Bey araya girerek bu iki kabileyi uzlaştırdı. Turgutoğullarının, Anadolu’daki ilk emiri Turgut Bey’in mezarı, bu gün Ilgın’a bağlı Mahmuthisar Köyü’nde bulunmaktadır.”  
Kaynakça:
- Yılmaz Öztuna. Türkiye Gazetesi. 26 Haziran 2010, s 10.
- Faruk Sümer. Oğuzlar. İstanbul Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları. 1992 s 160, 178, 179, 227, 330, 636, 652, 664.
- Eugene Schuyler. Türkistan. Çeviri Firdevs ve Halil Çetin. Paradigma Yayıncılık 2007. S 501, 503, 508, 534, 535, 536.
- Adnan Menderes Kaya. Avşar Türkmenleri Tarihi. http www turkmenhost com.
- Şahabettin Tekindağ. Karamanlılar. IA VI Yayıncılık İstanbul 1988, s 317.
- Tahsin Ünal. Karamanoğulları Tarihi. Arıkara Basımevi 1986 Konya. S 255, 256.
- İslam Ansiklopedisi, s 120.
             - M. Zeki Oral. Turgut Oğulları Vakfiyeleri










19 Şubat 2015 Perşembe

TURGUTLU’DAN GÖTÜRÜLEN ARKEOLOJİK ESERLER


    Turgutlu’yu çevreleyen bölgede birçok yabancı arkeolog, bilim adamı araştırmalar yapmışlardır. Bunlardan birisi Christopher H. Roossevelt’tir. Arkeolog, Turgutlu ve Turgutlu’nun birer köyleri olan Temrek, Musacalı gibi yerleşim alanlarının tarihsel geçmişini araştırmış bölgeden elde ettiği bilgileri The Archaeology of Lydia isimli eserinde toplamıştır.
    Turgutlu sınırları içinden alınıp götürülmüş birçok eser bugün Manisa Müzesi envanterinde yer almaktadır. Vahit Armağan’ın hazırladığı “Manisa Arkeoloji Müzesi Kılavuzu’nda Turgutlu’dan müzeye getirilen önemli üç eser hakkında şu bilgiler bulunmaktadır:
1- Aslan Heykelciği:
    1938’de Turgutlu’nun Temrek Köyü’nden götürülmüştür. Kaba ve esmer mermerden yapılmıştır. Kaba taş üstüne yekpare blok, arka ayakları üstünde, kuyruğu karnına gelecek surette, ön ayakları üstüne doğrularak yatmış durumda bulunan bir aslan heykelciğidir. (Roma işi. M.S. II. veya III. Asır)
2-Stel
1937’de Turgutlu’dan götürülmüştür. Damarlı ve kaba mermerden yapılmıştır. Şimdi hafif ehrami kalan blok, iki şahsı içine almaktadır. Kadının uzun gömleğini (chifon)la örtmekte erkeğinse; mantosu bütün vücudunu kaplamaktadır. Bastıkları yer, kaide işini görmektedir.  Ayaklarında sandal olup, sol ayakları öne doğru uzanmıştır (Klasik çağı yaşatıyor)
 3- Stel;
Kabartmalı ve kitabelidir. 1935’de Turgutlu’dan getirilmiştir. Dikdörtgen şeklinde bir bloktur. İçi oyularak dört insan işlenmiş, bunların arkada bulunan üç tanesi dört köşe, öndeki dairevi şeklindedir. İnsanlar giyimlidir. Blok’un üstü, altı silme saçak olacak biçimdedir. Altta ise tek satırlı Yunanca kitabe vardır. (Roma işi. M.S. IV. Veya V. Asır)
4- Bunların yanında; Dalbahçe Köyü’nde, Gökali Mescidi podyumunda kullanıldığı görünen iki tarafı (Eski Yunanca olduğu sanılan) yazılı taş, yine Dalbahçe Köyü eteklerinde bulunan su kemerleri, köy yolunun sağında – solunda yer alan iskân izleri. Ayrıca Dereköy’ün doğu yönünde varlığı bilinen bazı temeller ve hamam yıkıntıları, Gökkaya Beldesi ile Alahıdır Köyü arasında, Kral Yolu’nun güneyinde köylülerin “Kapı Kaya” ismiyle adlandırdıkları mezar kalıntıları, Kara Köy’de, köy çeşmesini süsleyen Romalılara ait olduğu söylenen bir kitabe.
     Bu veriler ışığında Turgutlu ve çevresinin milattan önceye kadar uzanan bir yerleşim tarihinin var olduğunu söylemek mümkündür. Yörenin eskiçağ tarihi hakkında birkaç araştırma yapılmış olmasına karşın, ne yazık ki günümüzde Turgutlu’nun merkezi hakkında aydınlatıcı bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır.
Kaynakça:
- V. Armağan Manisa Arkeoloji Müzesi kılavuzu. İstanbul: Marifet Basımevi. 1946.
- Tanju Koray Uçar. 8 Mayıs 2008. www.panoramio.com/user.
- Ersin Doğer. İzmir’in Smyrna’sı, 2006, s 112.
- Bilge Umar. Türkiye’deki Tarihsel Adlar.














     Alahıdır Höyüğünde buluntular.
  
      Alahıdır Köyü hudutları içinde bulunan üç tümülüste; kaçakçılar ile ilgili bir tutanakta bir bronz karyola, gümüş ve bronzdan vazo, tabakalar ile bir takım süs eşyaları bulunduğu belirtilmiştir. Ancak bunların akıbeti hakkında bilgi yoktur. Daha sonra yapılan araştırmalarda bu Tümülüslerde bir takım buluntulara rastlanmıştır. Bu buluntulardan dikkati çekeni mezarın dışında bulunan toprak rengi hamurdan çarkta yapılmış bir skyphos’dur. Diğerleri ise bir lekythos ve bir vazodur. Kaynakça; Kubilay Nayır.



     Ünlü Arkeolog Ch. H. Roosevelt’in anlatımına göre üzerine manto giymiş bir erkek tasviri bulunan bir stel Turgutlu’nun Musacalı köyünden alınarak Manisa Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştür. Bu stel, M. Ö. 6’ıncı yüzyılın ortası ile 5’inci yüzyıl sonlarına tarihlenmektedir.


      
             Heykelin kaidesinde yer alan Gerekçe yazıttan bir bölüm şöyledir:
   “Sizler! Bu beladan kurtulmak üzere tanrısal yasalara uygun bir yol bulmak için telaşlanan ve gerçekten yardım dilemek için bana gelen sizler! Yedi ayrı pınardan saf su temin edin. Ve sonra bu suyu (kükürtle ?) arıtın ve sonra bunu hemen, bundan hoşnut olan Nymphalarla (sudaki periler) birlikte evlere serpin.” Kaynakça Prof. Dr. Hasan Malay.

     
     Ünlü Arkeolog Ch. H. Roosevelt’in belirttiğine göre 1938 yılında Turgutlu’nun Temrek Köyü’nde mermerden küçük bir aslan heykeli bulunmuş bu heykelcik Manisa Arkeoloji Müzesi’ne getirilmiştir. Bu heykel M. Ö. 5 - 4. yüzyıllara tarihlenmektedir. Yine Roosevelt’e göre Temrek’in güneyinde ve batısında sekiz Tümülüs vardır ve köyün hemen üzerinde bir kale yer almaktadır.