23 Nisan 2015 Perşembe

KASABA’NIN GAZOZLARI (Unutulmasına kıyamadıklarım)



     Çocukluk yıllarımızda önlerinden geçtiğimiz yorgancı, nalbantçı, hancı, semerci, arzuhalci, gazozcu ve onların son ustaları dükkânlarını kapatıp ve de hayata veda edip gittiler. En son dükkânlarını kapatanlar belki de Kasaba’nın gazozcularıydılar.
Kasaba gazozları, siyah beyaz dünyamızın renkli bir tadıydı. Onu kimi zaman köpürtüp leblebi ile içtik. Kimi zaman onu yudumlamak için top peşinde koşturduk. O gazozlar, kimi zamanda gözyaşı döktüren Kasaba’nın Tarla, Zafer gibi yazlık sinemalarında izlenen filmin acısını aldı, içimizi serinletti. Belki de onun tadı Kasaba’nın suyundan geliyordu.
      Osmanlı dönemi Kasaba’sında, özellikle Karaosmanoğlu ailesinin Turgutlu’da voyvodalık yaptığı tarihlerde, şehirde birçok şerbet hane görülür. 1790’lı yılların sonlarında şehir sakinlerinin günlük yaşamları için hizmet veren bakkallar, kahvehaneler, berberler ve fırıncıların yanında şerbet hanelerin de varlığı dikkate değerdir. 1932 yılına gelindiğinde Turgutlu’da 3 gazozcu dükkânı görülür. Bu gazoz hanelerden birisi Musevi asıllı Yako’nun oğlu Lion’undur.  Diğer gazozcu dükkânı ise Muma İleyh’ne aittir.
      Bizim çocukluk yıllarımızın gazozcuları kimlerdi derseniz? Ömer Amca, Ömer amca derim. Hani o at arabası ile gazoz dağıtımı yapan, ıslık çalınca duran, son gazoz kasası arabaya konunca deh demeden yürüyen atı olan “Cem Gazozları’nın” sahibi Ömer Amca! Ya diğerleri; Yazlık sinemalarda buz parçaları arasında sunulan Ünal Amca’nın “Uludağ Gazozları, İki tekerlekli arabalarla bakkallara dolaşan “Şen Gazozları”, Halit Oğuz’un “Cansu Gazozları, Ömer Işıklı’nın “Hayat Gazozları”. Hepsi bizi bir gazoz tadında bırakıp bu dünyadan çekip gittiler… Onlardan sadece tatlı anılar kaldı.
 Unutulmasına kıyamadıklarım yalnız Kasaba’nın gazozlarımı? Daha neler neler!








      Unutulmasına kıyamadıklarım yalnız Kasaba’nın gazozlarımı? Daha neler neler!

16 Nisan 2015 Perşembe

TURGUTLU’NUN 1500’LÜ YILLARINDA TABİAT ANANIN HIRÇINLIKLARI

Turgutlu Ovası’na, Turudlu Türkmenleri dâhil, onlarca Türkmen cemaatinin gelip bu yöreye yeni yeni köyler kurmağa çalıştığı yıllarda, tabiat ana onlara pek rahat vermez. Turgutlu’nun geçmişe uzanan sokaklarında hayat bir döngü ile sürüp giderken onların yaşam alanı içinde bir kısım hırçın tabiat olayları da yaşanır. Bu gün onlardan birkaç küçük öyküler ya da başka deyişle tarih dizini sunalım istedik.
Bunları nakledenler tarafından Manisa’nın 1 Numaralı Şer’iyye Sicili’nden öğreniyoruz:
     1530’lu yıllarda Gediz Nehri taşar. Ova da kurulu Türkmen köylerinden bir kısmı bu sel nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kalırlar. Köylülerin Bir kısmı Sinirli, bir kısmı da Çaparca Köyü’ne taşınırlar. Gediz Çayı, getirdiği kumlar ile köylülerin topraklarını kumluk haline dönüştürüp ekilemez hale getirir
    “Sene 951. (1544) Cemaziyü’l - evvel’inin beşinci gün (Yaz mevsimi)) şiddetli bad ve kasırgalar peyda olup akabinde rüzgârla bir mertebe dolu ve yağmur yağdı ki yüzyıldan beri kimseler görmemiştir. Mesela rüzgârdan kerkesler yere urup ve nice tuyür doludan ve rüzgârdan helak oldu. Bağlar ve bostanlar hod doludan kat’iyyen meyve vermediler.”
      Sene 952 (1545). Şevvalinin on ikinci gecesi sabahtan yarındası kuşluğa değin kar yağdı. (...) Gediz dahi buz olup üstünden katarlarla deve geçip batmadı. Bu kar erimeden mah-ı mezkûrun 13 gün yine yağdı. (...)Tarlalarda mahsul donup gök don kesti. Ve İncir ve nar ve turunç ve zeytin ağacı kurudu. Mevaşi ve Hayvanat ve tuyür kesretle kırıldı.”
     Tarihler 1549 yılını gösterdiğinde Manisa ve Gediz Ovası’nda dondurucu soğuklar görülür. Nakledilenlerce olay şöyle anlatılır:
“Sene 957’de (...) Bedehu berdü’l-acuzda bir tufan ve kar ve şiddet-i şita oldu ki Sabuncu beli’nde ve Karabeli’nde ve Manisa Ovası’nda nice kimesneler soğuktan donup helak oldular.”
   1555 yılına gelindiğinde Gediz Ovası’na çekirgeler istila eder. Ovada yeşil olarak ne varsa yok olur. Manisa ve Turgutlu’da (hatta bütün ülkede) büyük kıtlık baş gösterir. Buğday fiyatları görülmemiş ölçüde artar. Manisa kadısına gönderilen bir hükümde, Manisa şehrinin ihtiyacı karşılanmadan başka yerlere hububat satılmaması emredilir.
 Sancak Beyi şehzade Mehmet’in padişah olarak Manisa’dan İstanbul’a gittiği 1595’te büyük bir  deprem olur. Bu deprem nedeniyle Manisa, Turgutlu,  Ahmetli, Urganlı, Hamzabeyli’de büyük hasarlar oluşur. Gediz köprüsü yakınında simsiyah suyu çıkan bir kaynak meydana gelir.


Kaynakça:
 - İzmir Yakın Çevresinin Diri Fayları ve Deprem Potansiyelleri. MTA Rapor No 10754.  

- Ersin Doğer. İzmir’in Smyrna’sı İletişim Yayınları İstanbul 2006, s 112.
- Zeki Arıkan. Manisa’nın 1 Numaralı Şer’iyye Sicilindeki Osmanlı Tarihi. S 125, 126, 127, 128, 129.
 - Orhan Kılıç. Osmanlı Devletinde Meydana Gelen Kıtlıklar. Cilt 10, s 720. Yeni Türkiye Yayınları Ankara 2002.  
- Zekeriya Yurtoğlu Manisa Tarihi.(Kuruluşundan Cumhuriyete Kadar). S 3, 35,42, 116.  













   

8 Nisan 2015 Çarşamba

TURGUTLU’DA İSTİKLAL MAHALLESİ (CAMİ-İ CEDİD)

          Bu gün yeni isimleri ile tanıdığımız Kasaba mahallelerinin eskiye dönük ayrı ayrı öyküleri vardır. Şimdilerde İstiklal Mahallesi olarak andığımız Mahalle’nin ise ayrı bir hikâyesi vardır.
        Koca Hamam ile Sevinç Parkı’nın olduğu bölgenin 1575 yıllarında ki adı Yeni Mescid Mahallesidir. Mahalle bu ismi muhtemelen burada inşa edilen bir mescitten almış olmalı. 1669 yılına gelindiğinde Mahallenin ismi Cami-i Cedid  (Yeni Camii) olarak karşımıza çıkar. Bu yeni isim, olası ki burada Bayram ve Cuma namazlarının kılınmaya başlanması, başka bir ifade ile mescidin camiye dönüşmesi dolayısıyla bu adı almış olmalıdır. Geçen zaman süreci içinde mahallenin nüfusu hızlı bir şekilde artar.
      1.700’lü yıllara gelindiğinde artık Kasaba’nın bir anlamda yeni idarecileri voyvodalardır. 1.700’lü yılların ilk çeyreğinde Kasaba’da voyvoda olarak ünlü Seyfioğulları ailesi görülür. Ailenin ilk kurucusu Seyfi Ağa’dır (Seyfioğlu Mehmed). Ailenin kurucusu kabul edilen Mehmet Ağa, 1727 yılında Manisa Kalesi’nde hapsedilir ve bu tarihten yaklaşık on yıl kadar sonra da öldürülür. Bu tarihten sonra da ayni aileden gelenler Turgutlu’da uzun bir süre voyvodalık yapmaya devam ederler. Seyfi-zade ailesinden Hacı İbrahim Ağa tarafından Cami-i Cedit Mahallesi’nde (Sevinç Parkı civarı) Seyfioğlu Hanı yaptırılır.
   1743 tarihine gelindiğinde Karaosmanoğlu ailesinden Hacı Mustafa Ağa, o günlerin adıyla Cami-i Cedit, bu günün adıyla istiklal Mahallesi’nde, Yeni Han ismi ile anılan bir han yaptırır.  Hacı Mustafa Ağa, bununla da yetinmez ayni mahalleye bir yağhane, bir de Yahudi hane inşa ettirir. Bu yeni yapılar o tarihlerde mahalleyi fazlaca şenlendirmiş olmalı ki kahvehaneler, abacı dükkânları, nalbantlar, bakkal dükkânları, fırınlar, şerbet haneler ve yeni hanlar onun çevresinde sıralanır. Bunlardan birisi Han-ı Cedit, diğeri ise Büyük Han ve Halil Çelebi Hanı’dır. 
Cami-i Cedid Mahallesi (İstiklal) artık Kasaba’nın en şenlenmiş yöresidir. 6 Haziran 1846 yılında Yeni Camiinin (Paşa Camii) bahçesine hayır sahibi ve Kasaba’nın büyük ailelerinden Elhâc Hüseyin Ağa tarafından ahşaptan, kubbeli düzende bir kütüphane inşa ettirilir.  Mahalle oldukça şenlenmiştir. Bir bakıma varlıklı ailelerin daha çok tercih ettiği bir muhit haline gelmiştir. Bu tarihlerde bu mahallede Üç numaralı hanede kayıtlı Kuloğluzade Hüseyin ağa, 1790 dönüm mezru tarlası, 15 dönüm bağı ve 15 dönüm yonca bahçesi ile Turgutlu’nun en büyük çiftçisidir.
       Büyük yangın hepsini yok edip bir kül haline dönüştürür. Eski mahallenin yalnızca öyküleri günümüze ulaşır. Büyük yangından geriye sadece Sevin Parkı’nı gölgesi ile bir süre süsleyen Paşa camiinin minaresi kalır. O minarede 1947 yılında yıktırılır.



Kaynakça:

- Doç. Dr. Mehmet GÜNAY. Şer’iyye Sicillerine göre 17 Yüzyılda Turgutlu Kasabası (Makale). Celal Bayar Üniversitesi. Sosyal Bilimler Dergisi Ekim 2011, sayı 2.  
- Cahit Telci. Turgutlu Voyvodası Es-seyid El-hac İbrahim Ağa’nın 1809 yılında Zabt Edilen Muhallefatı. Makale. Celal Bayar Üniversitesi. Manisa Araştırmalar
- Nejdet Bilgi. Celal Bayar Üniversitesi. Manisa Araştırmaları- Emek Matbaacılık Manisa 2001. S 115.
- Yuzo Nagata  Tarihte Ayanlar. Karaosmanoğluları Üzerine Bir İnceleme. Türk Tarih Kurumu Basım Evi Ankara 1997.
- Ferudun M. Emecen  Bir Osmanlı Kasabasının Kuruluşu ve Yükselişi. Turgutlu.  
-  Ferudun M. Emecen  Tarihin İçinde Manisa.. Manisa Belediyesi Kültür Yayınları, 2006, s 224






7 Nisan 2015 Salı

TURGUTLU'DA KURULAN YENİ MAHALLELER VE TURGUTLU’YA GÖÇLER


     Turgutlu’nun 1600’lü yılların daha ilk yarısında gerek nüfus gerekse yapısal yönde hızlı bir şekilde gelişmesinde, Gediz Nehri üzerine 2’inci Beyazit döneminde inşa edilen ve kışında nehri geçmeye imkân sağlayan Kısmalı (Kız) Köprüsü’nün önemli bir rolü de olmuştur. Turgutlu’nun 5 km kadar kuzeyinde yer alan bu büyük köprü nedeniyle Turgutlu uzun bir süre “köprübaşı” yerleşmesi özelliğini kazanmıştır. Bunun yanında bu yüzyılın başından itibaren İzmir’in de önemli bir ekonomik bir merkez haline gelmesi ve özellikle İran ipeğinin Avrupa’ya ihraç edildiği bir liman olarak ortaya çıkması bu ticaret yolu üzerinde bulunan Turgutlu’nun özellikle nüfus yönüyle daha hızlı bir şekilde büyümesine olanak sağlamıştır.
       Bu dönemde Turgutlu’nun yeni göçlerle nüfusunun sürekli artması İstanbul’unda dikkatini çekmiş olmalı ki Anadolu Beyler Beyisi tarafından 22 Şubat 1651 tarihinde Turgutlu Naibi’ne bir ferman gönderilir. Fermanda; bazı ailelerin yerlerini terk ederek Turgutlu’ya gelip yerleştikleri, gerekli tedbirin alınması istendiğinde, Turgutlu zabitinin gelenlerin Turgutlu reayasından oldukları gerekçesiyle onlarla ilgili gerekli tedbiri almadığı belirtilip, Turgutlu’ya olan göçlerin durdurulması istenir.
Bu tarihlerde padişah hasları içinde yer alan Turudlu Köyü, 3’üncü Mehmet döneminde (1595 -1603) Valide Sultanların hassına tahsis edilir.

      1659 yılına gelindiğinde Turgutlu’da yeni üç mahalle daha kurulur. Böylece mahalle sayısı 8’e yükselmiştir. Bu mahalleler: Cami –i Atik, Cami-i Cedit (bu günkü İstiklal Mh), Çömlekçi, Menteş Baba ( bu günkü Bozkurt Mh.), Orta, Sinancık (Sinan), Yenice, Zeytüncük (bu günkü Altay Mh.)’dür. Bu mahallelerde ki toplam hane satısı 1.185 olup tahmini nüfus miktarı en az 7500 kişi civarındadır. Turgutlu’da ki bu nüfus artışının nedeni, tabii nüfus artışı yanında göç yoluyla gelenlerinde etkin olduğu söylenebilir. Turgutlu’ya doğru yapılan göçlerin sebebi, eşkıya baskınları, o dönemde revaçta olan salgın hastalıklar etkili olmuştur. Bu göçler çoğunlukla Turgutlu’ya yakın köy ve kaza merkezlerinden olmuştur.
     
Kaynakça:
 - Şenol Çelik, “1659/1660 (H.1070- 1071)Tarihli Avarız Defterine Göre XVII. Yüzyıl Ortalarında Turgutlu Kazası”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, S. 16, İstanbul 2007, s. 33-66. 
- Feridun M. Emecen, “Bir Osmanlı Kasabasının Kuruluşu ve Yükselişi Turgutlu (1500-1700),
- Doç. Dr. Mehmet GÜNAY. Şer’iyye Sicillerine Göre XVII. Yüzyılda Turgutlu Kasabası. (Makale) Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü. Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:2, Ekim 2011
- Doç. Dr. Mehmet Akif Ceylan. Marmara  Coğrafyası Dergisi. 21, OCAK - 2010, S. 1- 26. 
- Ferudun M. Emecen. XVI. asırda Manisa Kazası. TTK, Ankara 1989, s  211.

    






30 Mart 2015 Pazartesi

TURGUTLU (TURUDLU) TÜRKMENLERİ KASABA’DA


       Kadın, erkek, çoluk çocuk, davar sürüleri ve çadırlarıyla Turgutlu Ovası’na geldikleri tahmin edilen Turudlu Türkmenleri hakkında ilk detaylı bilgilere 16. yüzyılın otuzlu yıllarına ait Tahrir defterinde rastlanmaktadır. Bu tarihlerde Kasaba’da gördüğümüz bu Türkmenler nereye yurt edinmişlerdir. İlk köylerini nereye kurmuşlardır. Bununla ilgili çeşitli savlar ileri sürülmektedir. Bu savlardan gerçeğe yakın olanı, bu Yörük cemaatinin Dalbahçe Köyü civarına gelerek buralarını şenlendirdiği daha sonraları aşağılara inerek Beypınarı (bu günkü adıyla Ulupınar Tımarı) kuyusunun bulunduğu sulak alana şenlendirdikleridir.
     Şenol Çelik’e göre, 1531 yılında, bölgede gördüğümüz bu Türkmenlerin sayısı mukataa ve ellici Yörükleri hariç (117 mükellef ve 2 muaf hane ve 57 mücerred (bekâr) ) 652 kişi kadardır.  Mehmet Günay’a göre ise ayni tarih de Turudlu ismiyle anılan köy de 120 haneye yaklaşan yerleşik, bir o kadar da Yörük nüfus yaşamaktadır. Bu da yaklaşık olarak köyün 1200 civarında bir nüfusa sahip olduğunu göstermektedir.
     1575 tarihli tahrir defterlinde ise Turgutlu’nun bu dönemde bir hayli gelişip büyüdüğü görülür. Bu tarihlerde köyün nüfusu yaklaşık bir buçuk kat (%138) artmıştır. Bu değişim ve gelişme sadece nüfusta yaşanmamış, fizikî yapıda ve ticarî hayatta da görülmüştür. Artık Turgutlu’nun beş mahallesi vardır. Bunlar; Orta mahalle (63 hane, 26 bekâr), Sinan mahallesi (Sinancık - 24 hane, 28), Veled-i Menteşe (Menteş Baba- Bu günkü Bozkurt Mh. - 25 hane, 17 bekâr), Câmi (Bu günkü İstiklal Mh. - 128 hane, 71 bekâr), ve Yeni Mescid (39 hane, 25 bekâr) mahalleleridir. Bu nüfusa ayrıca vergi mükellefi olmayan vakıfları ve hizmetlilerini de eklemek gerekmektedir.
     1531 tarihinde köyde sadece Papazobası ismiyle anılan bir zaviyenin varlığı söz konusu iken 1575 yılında köyde bir camii, dört mescit, bir hamam, bir okul ve iki zaviye görülür. Köyde varlığı görülen hamam 2’inci Selim’in kapu ağalarından Hüseyin Ağa tarafından yaptırılıp 100 akçaya kiraya verilir. Bu dönemde Sinan Çavuş isimli bir şahsın Turgutlu’nun bir köy görüntüsünden bir kasaba haline gelmesinde önemli katkılarının olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim mescit başta olmak üzere bina ettirdiği çeşitli vakıf eserleri Turgutlu’nun daha da büyümesini sağlamıştır.
 Bu nüfuz ve yapısal gelişmelerin yanında XVII yüzyıl başlarında Celali ayaklanmaları Turgutlu Köyü’ne de sirayet etmiş hatta en çok etkilenen yerlerden birisi olmuştur. Bunun üzerine eşkıyadan korunmak için köyün etrafına bir sur inşa edilmiştir. Celalilerden korunmak üzere inşa edilen bu sur, zamanın Saruhan Sancak Beyi ve adamları tarafından yıkılmak istenir. Ancak Kasaba halkı bu duvarın yıkılmaması için direnir ve saraya başvurur. Merkezden gönderilen 13 Mart 1609 tarihli hüküm fermanı üzerine surun yıkılması durdurulur.

     1610 yılı Turgutlu için bir dönüm noktası olur. Zira bu tarihte Turgutlu’da pazar kurulma kararı alınarak ekonomik bir merkez haline gelmesi temin edilmiştir. Pazar yerinin faaliyete geçmesi Turgutlu için bir dönüm noktası olur. Gözde bir yerleşim alanı olmaya başlayan Kasaba’da, pazaryerinin açılışı ile nüfus ve yapısal faaliyetlerin gelişimi daha da hızlanır.
        Kaynakça:
- Şenol ÇELİK. 1659-1660 (H. 1070-1071) Tarihli Avarız Defterine göre XVII. Yüzyıl Ortalarında Turgutlu Kazası. Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi 16, İstanbul 2007, 33-66.
- Doç. Dr. Mehmet GÜNAY. Şer’iyye Sicillerine Göre XVII. Yüzyılda Turgutlu Kasabası. (Makale) Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü. Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:2, Ekim 2011
- Doç. Dr. Mehmet Akif Ceylan. Marmara  Coğrafyası Dergisi. 21, OCAK - 2010, S. 1- 26 
- Ferudun M. Emecen. XVI. asırda Manisa Kazası. TTK, Ankara 1989, s  211.



     



             

     

    



10 Mart 2015 Salı

TURGUTLU TÜRKMENLERİ’NİN KASABA’YA GELİŞİ

Turgut, Turgutlular gibi isimlerle adlandırılan Turgutoğulları aşiretinin beyleri Karaman Oğulları devletinin hükümdarlarıyla kız alıp vermek suretiyle akrabalık kurarlar ve en yüksek devlet adamları arasına girerler. Geniş arazi ve malikânelere sahip olup birçok hayır eserleri yaparlar, vakıflar tesis ederler.
      Bu Türkmenler, Osmanlı ile uzun süren savaşlara ve mücadelelere girer, zaman zaman askerî ve siyasî başarılar kazanır, zaman zaman da yaşadıkları çağlarının en korkunç katliamlarına maruz kalırlar.
     2’inci Beyazid dönemine ait bir icmal tahrir defterinde adı  “Turudlu” şeklinde görülen Türkmen Cemaati, Kasabaya hangi tarihlerde gelip buralara şenlendirdiler. Ya da bu konar - göçerler hangi Türkmen cemaatinin uzantılarıydılar?
     İkinci Beyazid döneminde (906 H. 1500 M.) Turgutoğulları, Karamanoğllarından ayrılarak Osmanlı Sadrazamı Mesih Paşaya sığınırlar. Bu Türkmenlerin bir bölümü Mısır’a giderler. Mesih Paşa’ya sığınan Türkmenler ise konar – göçer olarak yaşamlarını devam ettirip Anadolu’ya dağılır, gittikleri yerlerde yeni yeni köyler kurarlar.
     Turgutoğullarının gerek Orta Asya’da gerekse Anadolu’da Turgutlu Türkmeni olarak anıldıkları bilinmektedir. Osmanlının da bunlara Turgutlu ya da Turgutlular olarak isimlendirdikleri görülmektedir. Aşık Paşa – Zade’den aktarılan bir yazıda İkinci Murad, kendisine yardıma gelen Turgutoğuları askerlerine şöyle der: “Karamanoğlu, kaltak eğerli, katı kürklü, örme kuşaklı, kabalak tülbentli, üzengisinin kayışı ve kılıç bağı ipten, Turgutlu'nun at uğrularını göndermiş.”
     Ünlü tarihçi Emecen’e göre 16’ıncı yüzyıl başlarına kadar tarihi kaynak ve vesikalarda Turgutlu adlı bir yere rastlanmaz. Bu Türkmenlere ait en eski kayıt 2’inci Beyazid dönemine ait bir icmal tahrir defterinde görülür.

     Turgutoğulları’nın 2’nci Beyazid devrinde dağılması yine ayni Osmanlı Sultanı döneminde Kasaba’da aynı isimle anılan bir Türkmen Cemaatinin görülmesi düşündürücüdür. Muhtemeldir ki Turgutoğulları’ndan ayrılan bir gurup konar - göçer Türkmen, Kasaba civarına gelip burada bir köy kurarak bu toprakları şenlendirmişlerdir.

Kaynakça
- Mehmet Zeki  Oral.Turgutoğulları eserleri – vakfiyeleri (Makale)
Türk Tarih Kurumu Basımevi. Ankara 2006.
- M. Ferudun Emecen. Tarihin içinde Manisa.