2 Haziran 2015 Salı

TURGUTLU'DA ARKEOLOJİK ESERLER








    Ünlü Arkeolog Ch. H. Roosevelt’in anlatımına göre üzerine manto giymiş bir erkek tasviri bulunan bir stel Turgutlu’nun Musacalı köyünden alınarak Manisa Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştür. Bu stel, M. Ö. 6’ıncı yüzyılın ortası ile 5’inci yüzyıl sonlarına tarihlenmektedir.





         
      Turgutlu ve çevresinin arkeolojisine yönelik araştırmalar sınırlı olmakla birlikte, çeşitli arkeolojik bulgular ve tümülüsler bu konuda bilgi edinilmesini sağlamaktadır.
Turgutlu sınırları içinden alınıp götürülmüş birçok eser bugün Manisa Müzesi envanterinde yer almaktadır. Temrek Köyü çevresinde bulunan aslan heykeli, Musacalı Köyü çevresinde yer alan, Hilmi Tepe Tümülüs’ünden çıktığı belirtilen ve M.Ö 6 – 5 yüzyıla tarihlendirilen kabartma figürlü stel, Çal Dağı’nın eteklerinde bulunmuş kalıntılardır. Yine İlk Tunç Çağı’ndan kalma bakır alaşımlı bıçak ve bakır keser Kasaba’nın tarihi kalıntılarına birer örnektir. Ayrıca, 1979 yılında Alahıdır Köyü’nde yapılan kazılarda elde edilen bir vazo (Iydion) ve bronz levhalar, Manisa Müzesi’nin bünyesinde yer almaktadır. Bunların yanında; Dalbahçe Köyü’nde, Gökali Mescidi Podiumunda kullanıldığı görünen iki tarafı (Eski Yunanca olduğu sanılan) yazılı taş, yine Dalbahçe Köyü eteklerinde bulunan su kemerleri, köy yolunun sağında – solunda yer alan iskân izleri geçmişe dönük yaşam izleridirler. Ayrıca Dereköy’ün doğu yönünde varlığı bilinen bazı temeller ve hamam yıkıntıları, Kasaba’nın eski çağlarıyla ilgili izler sunmaktadır.











    Ünlü Arkeolog Ch. H. Roosevelt’in belirttiğine göre 1938 yılında Turgutlu’nun Temrek Köyü’nde mermerden küçük bir aslan heykeli bulunmuş bu heykelcik Manisa Arkeoloji Müzesi’ne getirilmiştir. Bu heykel M. Ö. 5 - 4. yüzyıllara tarihlenmektedir. Yine Roosevelt’e göre Temrek’in güneyinde ve batısında sekiz Tümülüs vardır ve köyün hemen üzerinde bir kale yer almaktadır.  


1 Haziran 2015 Pazartesi

TURGUTLUNUN ETRAFINI ÇEVRELEYEN ESKİ KENTÇİKLER



Kasaba’nın yerleşim alanı içinde antikçağa ait kalıntılar olmasa da onun çevresinde antikçağa ait birçok yerleşim alanları görülür. Turgutlu’nun çevresinde yer alan antikçağa ait bazı yerleşim alanları şöyle sıralanabilir: 
Dareiou Kome: Perslerce kurulmuş Hermos vadisi yerleşimi.
Mostane (Mostana): Bir Lydia kenti. Hermos vadisi yerleşimi, Sancaklı Bozköy.
Perikome: Boz Dağ üzerinde bir ilkçağ köyü.
Kaibokome: Turgutlu’ya yakın bir ilkçağ köyü.
Aurelius/Tmolos: Boz Dağ’ın üzerinde, kurulmuş bir kent.
Troketta: Turgutlu.
Djowali: Hacı Veli Köyü. Bu günkü Dalbahçe Köyü’nün yakınında eski bir yerleşim alanı.
Lidya bölgesinde özellikle Hermos (Gediz) Irmağı’nın vadileri Antik Çağ’da da günümüzdeki gibi zengindir. Bugün tütün, pamuk, meyve ve üzüm bağlarının yer aldığı Gediz’in sulak ovası o zaman da geniş otlaklarla kaplıdır. Bu otlaklarda büyük hayvan sürüleri otlatılmaktadır. Turgutlu yöresi olası ki, Lidyalılar döneminde ve ondan sora ki dönemlerde,  etrafında bulunan köy ve kasabaların arazileri tarımsal amaçlı küçüklü-büyüklü iskânlarla şenlendirilmiş olmalı.
         Bu ovanın güneyinde yükselen Tmolos Dağı’nda nar, elma, kestane ve ceviz ağaçlarının bulunduğu, hatta şarapçılıkta kullanılan üzümün kaliteli olduğu söylenir. Öyle ki gezgin ve coğrafya yazarı Strabon, Tmolos’da elde edilen şarabın, hem zevk vermek, hem de tıbbi amaçlar için kullanıldığını söyler.  
Alman haritacı Richard Kiepert, 1911 yılında Anadolu’nun idari haritasını düzenler. Kasaba’nın da içinde yer aldığı bu haritada, Troketta kenti ve onun yakın çevresinde birçok köyler ve kasabalar görülür. Bu yerleşim alanlarından birisi Mostane’dir (Mostana).4 Bilge Umar’a göre “Mostana / Mostene, bir Lydia kentidir. Adının geçtiği yazıtlar bulunan bu kent, kendi döneminde para basmıştır. Bu kentin yerleşim alanının, Boz Köy dolaylarında, Akpınar'ın güney yakınında da olduğu belirtilir.
Tarihçi Tacitius, yukarıda ismi keçen Mostene ve Tmolos (olası ki Troketta kentçiğinin de yer aldığı) kentlerinin, İ.S. 17 yüzyılda meydana gelen depremde büyük zarar gördüğünü anlatır. Tacitius’un, bu deprem ile ilgili satırları şöyledir: “Deprem en fazla Sardeslileri etkilediğinden, en çok şefkati onlar gördü. Temnoslular, Aigailılar, Mosteneliler, Kyme ve Tmolos kentleri de ayni süre içinde vergilerden muaf tutuldular.”
Turgutlu civarında varlığı belirtilen başka bir yerleşim alanı da Kaibokome Köyü’dür. Turgutlu çevresinde bulunan bir yazıttan bu köyün Turgutlu’ya çok yakın yörede kurulmuş olduğu belirtilmektedir.10 Richard Kiepert’in haritasında, Turgutlu çevresinde başka yerleşim alanları da görülür, bunlar, Jalkine ve Djoval köylerdir.

Kaynakça:
 - Mehmet Akif Ceylan. Marmara Coğrafya Dergisi. 21 Ocak 2010. Marmara Üniversitesi Fen Ed. Fakültesi Coğrafya Bölümü.  
 - Bilge Umar. Türkiye’deki Tarihsel Adlar. S 793.
 - Bilge Umar. Türkiye’deki Tarihsel Adlar. S 360, 793.
 - Sencan Özbilge Altınok. Lydia’da Bir Dağ Tanrısı Tmolos. “Boz Dağ” Ege Ünv. Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı 119 s 41, 42, 43.







29 Mayıs 2015 Cuma

BUGÜN TURGUTLU’DA SIKIYÖNETİM İLAN EDİLİR. 29 Mayıs 1919

Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine;
(…) Turgutlu, Rum ahalinin alkışları arasında işgal edilmiştir.
                        17’inci kolordu Kumandanı Bekir Sami

17’inci Kolordu Komutanlığı’na;
(…) vaziyetinizi bildiren şifrenizi elemle okudum. Gaflet ve teşkilatsızlığın bu kadar tüyler ürpertici sonuç verdiği anlaşılmışsa da ümitsizliğe düşeceğimiz zaman değildir. (…) Gayemiz bir olmalıdır…
                  9’uncu Ordu Müfettişi Mirliva Mustafa Kemal.

Turgutlu’nun Kaymakamı Haydar Bey, Belediye Başkanı “Kocaarif” lakabı ile anılan Arif Hikmet Bey, meclis üyeleri ve yerli Rumlar ile Kasabalı bir kısım zevat Yunan kuvvetlerini karşılamak üzere Nif Çayı’na kadar giderler.  29 Mayıs 1919 günü Yunan askerleri tek kurşun atmadan Turgutlu’ya girerler. Yunanlılar ayni gün de Kasaba’da sıkıyönetim ilan ederler. Gece saat 21.00 den sonra sokağa çıkma yasağı koyarlar. Bütün resmi binalara Yunan bayrağı çekip şehrin giriş çıkışlarını denetim altına alırlar.
Kuvayı Milliye ruhunu benimsemiş bir kısım Kasabalı ise Turgutlu’da kalmanın yarar getirmeyeceğini anlayıp birer birer Alaşehir’e giderler. Bunların öncüsü Yüzbaşı Süleyman Sururi’dir ((Kara İmamoğlu Süleyman) . Diğer Alaşehir’e giden mücadele ruhunun parlak simaları ise; Zühtü Akıncı, Rıza Çetin, Rıza Kayahan, Agâh Efendi, Şakir Ünalan, Süleyman Hararlı, Ali Rıza ve diğerleridir.
Bezmi Nusret Kaygusuz, Alaşehir’e intikal eden Kasaba’lı direnişçileri şöyle anlatır:   
“Turgutlu’dan gelen Yüzbaşı Süleyman Sururi, Rıza Çetin, Zühtü Akıncı, Şakir Ünalan ve diğerleri derhal Mustafa Bey’in hazırlamakta olduğu milli müfrezeye iltihak ettiler. 29 Mayıs 1920 tarihinde Süleyman Sururi Bey, geceleyin Ulu Cami’de yapılacak bir içtimaa beni de davet etti. “Siz gelmezseniz, ahali bize itimat etmez” dedi. Büyük bir halk kitlesi camiye gelmişti. Süleyman Sururi Bey çok sert bir konuşma yaptı. Milli bir heyecan ve vatani bir kaynaşma ile camiden ayrıldık.”











26 Mayıs 2015 Salı

UZAKTAN SEVİLİRMİŞ KASABA


Uzaktan sevilirmiş memleket. En güzel şiirlerini memleket üstüne söylemedi mi ki Şair Nazım Hikmet.

     Kasaba; zeytininden yağ, ovasından bal akan, havası, suyu, ayvası, narı hele üzümü? Mutluluğun bir resmini yapın deseler, içine eski Kasaba’yı koyun derim. Sonra kenarlarına Bostanlı Tımarı’nın üzümünü, Kısmalının şeftalisini, Alacalı’nın karpuzunu ekleyin derim. Derim ki, tabloya, Ulupınar Tımarı’nın çınarını da koyun, gölgesinde çeşmesi olsun, ahırında topraktan bir tas ve de birkaç lakırdı edilecek çardaktan bir kahvehane koyun… Tamam mı derlerse resim? Bir de tren ekleyin derim tren. Vuuu, vuuu diye ses çıkarsın, dumanı da Kargılı Yola doğru yayılsın. Rüzgârında salınsın bamyalar, börülceler. Birinci durakta birkaç kasabalı trenden insin, ikinci durakta hafiften dursun.  Resim bitti derlerse; not düşün altına not derim. Bir süslü kuşun peşinden koşan elleri sapanlı Kasabalı çocukların isimlerini de yazın derim.

     Kasaba, Çocukluk yıllarımızın Kasabası! O yıllar geçip gitti. Şimdi erik ağaçları gelin gibidir. Badem ağaçları yalancı bahara aldanıp kuytulara çekilmiştir. Söğüt dalları göz kırpmaktadır bir güneşe bir yağmura. Çınarlar salıncaklara hazırlanmaktadır. Bahar geldi gelecek… Kuzu göbekleri çalıların ardında esnemektedir. Serçeler daldan dala kanat çırpmaktadır, gumbur kuşları ta uzaklarda şarkılar söylemektedir.

     Kasabaya varınca, hemen kendine döner dilim, kendim olurum ve hemen “hadi gari bi ovaya gidelim” derim.



Konak önü.


Tren istasyonu
Gediz Ovası'nda bir çiftlik.

Ova yolu

 Turgutlu'da bir sokak.




22 Mayıs 2015 Cuma

KASABA’NIN ESKİ ÇARŞISINDAN FOTOĞRAFLAR





Kasaba’nın eski çarşısı neresiydi desem bilenler ya da eskiler her yer çarşıydı diyeceklerdir. Ve diyeceklerdir ki “eskiden Koza Pazarı ve çevresi kasabanın sanayi çarşısı gibiydi. Demircisi, kalaycısı, bakırcısı bıçakçısı semercisi vs. hepsi de buradaydı” Başka bir beyaz saçlı ise Kasabanın çarşısı:”Pazar Camiinin dört tarafından ibaretti. Caminin dört bir yanına serpilmiş dükkânlarda, her tür esnaf vardı. Bakkal, manav, kasap, nalbant, terzi, manifaturacı, hırdavatçı, köşker…
Kasaba’nın çarşından kimler gelip kimler geçmemiştir ki 1930’lu yıllarda Çarşının tek kuyumcusu İsmail Efendi’dir. Şeref Oteli’nin sahibi ise Hafız Ali’dir. Halaç Oğlu Hafız Bekir’in helva ve tahin imalathanesi vardır. En ünlü helvacı ise Ticaret Odası 2’inci Reisi Osman Nuri (Sümer)’dir. Bu tarihlerin önde gelen manifaturacıları Hacı Vefazade Şükrü, Nasuhzade Osman Nuri’dir. Önde gelen tüccarları ise Filibeli Hasan Fehmi, Hasan Şevki ve Haydar beylerdir. Rıza Bey ise Kasaba’nın tanınan tuhafiyecisi olup Ticaret odası başkanıdır.
      Anılara deşerseniz yine diyeceklerdir ki size: “Koza Pazarı’nın batı yönünde, Destici Bekir’in dükkânı vardı. Onun karşısında Paçacı İbrahim bulunuyordu. Destice Bekir’in çok güzel sesi vardı. Yanık sesiyle, Ramazan günlerinde Pazar Camii’nde ilahiler okurdu. Çok güzel ilahiler okuyan bir başkası da Katmercilerin Muzaffer ve kardeşi Hüseyin’di. Ramazan bayramlarında bunların üçü bir araya geldiğinde, Pazar Camii, ilahilerle çınlardı. Katmercilerin Muzaffer, ayni zamanda Kasaba’nın tellalıydı.”
Kasabanın eski çarşısı…   Bu çarşı ile ilgili hikâyeler, öyküler ve de bitip tükenmez anılar.
 1950’lilerde terziler eski köhne dikiş makinelerini atıp o tarihlerin meşhur “Singer” makinelerini terzihanelerine yerleştirirler. Bu tarihlerin meşhur Singer bayii Salim Kılınç’tır. Bu yılların en gözde sarrafı ise Reşat Akça’dır. Reşat Akça, Postane Sokak No 2’de dillerden düşmeyen iş yerini açar. Artık gelinlik kızlar, evlenecek damatlar takılarını buradan almaya başlarlar. Koca Hamam Kasaba’nın meşhur hamamıdır. Ne var ki Tahir Gülsoy, Dömeke Sokak’ta modern bir hamam yaptırınca iki hamamcı arasında kıyasıya bir rekabet başlar. Salih Akdemir, akşamcılar sevinsin diye eşeklerin bağlandığı iş hanına şarap imali için düzenleme yapmağa kalkınca ortalık karışır. Bazı kesimler “şehrin göbeğinde şarap mı üretilir” diye belediyeye şikâyette bulunurlar.
Bu şehrin çarşısında ve onun geçmişe uzanan yollarında bir ömür tüketen kişilerin hepsini rahmetle anıyoruz…