8 Haziran 2015 Pazartesi

TURGUTLU’NUN CEVRESİNDE YER ALAN TÜMÜLÜSLER


     Gediz Nehri’nin kuzey ve güney yöresi büyüklü küçüklü onlarca tümülüsün bulunduğu alandır. Bu alan içinde Kasaba hudutları dâhilindeki Tümülüsler üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar son derece sınırlıdır. Bugüne kadar bu arazilerde yalnızca yüzey araştırmaları ve sınırlı kazı çalışmaları yapılmıştır. Kültür Bakanlığı İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Manisa İli, Turgutlu ilçesinde anıt eser olarak tescil edilen 23 adet Tümülüs görülür.
 1 - Çobanisa Mevkiinde
2 - Çobanisa Mevkiinde
3 - Çobanisa Mevkiinde
4 - Çobanisa Mevkiinde
5 - Çobanhisar Dedesi Tepesi Mevkiinde
6 - Karaoğlanlı Bucağı’nda
7- Turgutlu Şeytan Tepesi Mevkiinde
8 - Turgutlu-Karaoğlanlı Bucağı arasında
9 - Musacalı Köyü, Kuşaktepesinde
10 - Musacalı Köyü, Kuşaktepe Mevkiinde
11 - Musacalı Köyü, Mersinlitepe Mevkiinde
12 - Urganlı Yeniköy arası Hilmitepe Mevkiinde
13 - Urganlı Yeniköy arası Keserlitepe Mevkiinde
14 - Ahmetli Üçtepeler, Gökkaya Mevkiinde
15 - Ahmetli Üçtepeler, Gökkaya Mevkiinde
16 - Ahmetli Üçtepeler, Gökkaya Mevkiinde
17- Turgutlu Alahıdır Köyünde
18- Turgutlu Alahıdır Köyünde
19 -Turgutlu Alahıdır Köyünde
20- Ahmetli Höyüktepe Köyünde
21- Ahmetli Güldede Tepesinde
22- Ahmetli Güldede Tepesinde
23 - Ahmetli Güldede Tepesinde
    




      Gavurtepe Tümülüsü: 
     Turgutlu ilçesi, Sinirli Köyü, Gavurtepe Mevkiinde Fikret Karamürsel’e ait tarlada bulunmaktadır. Gavurtepe Tümülüsü bir kaçak kazı girişimi sonunda saptanmıştır. Yaklaşık 25–30 metre çapındaki yığma Tümülüs 5–6 metre kadar yükseklikte olup, merkezine yakın ve bir noktada kuyu gibi 12–15 metre derinlikte çukur açılmıştır. Bu çukurda mezar odası veya lahit gömüte rastlanmamıştır. Koruma Kurulu uzmanlarınca M. Ö. 5 – 6. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Gavurtepe Tümülüsünün gelecek yüzyıllarda da varlığını koruyabilmesi için önerilen koruma kararlarına titizlikle uyulması hususunda Sinirli Köyü Muhtarlığı’na ve ilgili kolluk kuvvetlerine büyük sorumluluklar düşmektedir.

       
           Ahmetli Gülde Tümülüsü
      Ahmetli - Gülde mevkiinde bulunmaktadır. Kaçak kazılarla tahrip edilmiş tümülüste mezar odasına ait taşlar sağa sola atılmıştır. 






     
          Cambazlı Tümülüsü
     Tuğla kırıkları, dibek kap parçaları ve blok taşlar yoğun miktarda görülmektedir. Pati izli tuğlalardan yüzeyde oldukça yoğun miktarda yer almaktadır.


  1. Atatepe Tümülüsü
        Turgutlu’dan geçen İzmir- Ankara Karayolunun yaklaşık 100 m kadar güneyindeki yüksekçe arazi üzerinde, Atatepe park alanı içinde bulunan tümülüs yaklaşık 50 m çapında ve yaklaşık 10 m yüksekliktedir. Tümülüsün batısında yaklaşık 20 m mesafede gazino binası bulunmaktadır. Tümülüsün güneybatısından tepeye doğru çıkışı sağlayan dar bir merdiven yapısı ve tümülüsün batı, kuzey ve doğu taraflarını çevreleyen bazı teras duvarları da vardır. Ancak, Turgutlu Belediyesi İzmir II No’lu KTVKK’na gönderdiği 27.06.1997 tarih 7/1092 sayılı yazı ile “Atatepe Mevkii’nde bulunan yığmanın tümülüs olmadığını; geçmişte, söz konusu alanının cephanelik muhafazası amacıyla oluşturulan dolgu bir tepe olduğunu” ileri sürmüştür.


Asertepe Höyüğü:
     Turgutlu ilçesi, Urganlı Bucağında Cambazlı Köyünde yer almaktadır. 1988 yılında alanda yüzey araştırması yapan Prof. Dr. Recep Meriç tarafından tespit edilmiştir. Günümüzde tarımsal arazi durumunda olan höyüğün üzerinde hiçbir anıtsal kalıntı görülmemesine karşın, M. Ö. III. bin Bizans çağı sonuna kadar iskân gördüğünü belgeleyen çanak çömlek kalıntılarına yoğun olarak rastlandığı Prof. Dr. Recep Meriç’in raporunda belirtilmiştir. Bu noktadan hareketle yörenin oldukça eski tarihlerden beri önemli uygarlıklara sahne olduğu söylenebilir.


     
     Temrek Tümülüsü
     Tümülüsün yakınında bir adet yazılı taş yer almaktadır. Yoğun miktarda tuğla ve seramik parçaları mevcuttur. Tümülüsün üzerinde kaçak kazı çukurları oldukça fazladır. 

     
     Gökkaya Tümülüsü
     Turgutlu’ya bağlı Gökkaya Mahallesinde bulunan 10 adet tümülüsten birisidir. Tümülüsün üzerinde ağaçlandırma olduğu için oldukça fazla tahrip olmuştur.   

        
         Ahmetli Ulucami Tümülüsü
     İzmir- Ankara karayolu kenarında Demirağ Beton Fabrikası bahçesinde yer alan tümülüstür.   Tümülüsün üzerinde kaçak kazı çukurları oldukça fazladır. Yüzeyi oldukça bozulmuştur. 




Gyges Tümülüsü'nden diğer tümülüslere bakış.
Kaynakça: Dağa Kaçtım


KIR MAHALLE VE KÜLLÜK


Kasaba’nın gezilecek yeri neresi derseniz? Size Küllük derim.
Turgutlu’ya giderseniz kasabanın dışına doğru uzanın. Yollar sizi Kırmahalle’ye veya ona bitişik Küllük’e götürecektir. Şimdi diyecekler ki Küllük,  Bozkurt Mahallesi, Kır Mahalle ise Şehitler Mahallesi.  Oysa Kurtuluş Savaşı öncesinde Şehitler Mahallesi ve Albayrak Mahallesi’nin bir bölümü Cami Mahallesi olarak adlandırılmıştır.
Şehrin doğusundaki bu iki semtin sokakları sizi mavi, yeşil, kırmızı, sarı boyalı küp şekerleri andıran evlerle karşılar. Bu evlerin çoğu genelde eski tip yosun tutmuş kiremit çatılı, kimi kerpiç, kimi yığma tuğlalıdır. Bu semtlerin sokakları dört mevsim dört ayrı renk cümbüşüyle karşılar konuklarını. Aslında Kasaba kokuludur bu semtler.
Şimdi buralara gitmenin tam zamanıdır. Tatar Camiinden biraz sola sapın sizi geçmişin çınarları karşılayacaktır. Dallarında yüzlerce kuşların cıvıldadığı çınarların gölgesinden geçip solda, bir çıkmaz sokakta yer alan anılar yüklü eski karakola uğrayın. Sonra yürüyün yol boyunca aheste adımlarla, sağda solda hüzünlü bakışlarla sizi seyreden eski Kasaba evlerini seyredin. Yaşlı bir evin kapısını tıngırdatın, çıkan beyaz saçlıdan eskiye dönük öyküler dinleyin. Bittiyse sohbetiniz, karşı köşede yer tutan Konak önü kahvehanelerinde dalların gölgesinde bir demli çay için.  Burası bir zamanlar Kasaba’nın en büyük meydanıymış. Turgutlu’ya has nice fermanlar burada okunmuş. Derler ki: Kasaba voyvodası Mustafa Ağa, zulmedince Kasaba halkını, ulak Tatar Ağa bir fermanla gelir şehre. Ulaşınca ferman ağanın eline;
“Voyvoda başına koyup üç kez öper fermanı,
titrer elleri, der ki “çağırın gelsin cellâdı,”
bir kütük yerleştirilir meydana,
düşmesin diye o şanlı koca kavuk yere
voyvoda verir ona yaverine.
Koyar kütüğe başına, der ki “urun,
abdestim hazır, böyle bilinsin namım.”
Bir ıslık duyulur ve baş düşer sepete,
balmumuyla doldurup verirler tatarın eline,
Kara tatar kapayıp gözlerini
der ki varmalıyım Dersaadeti…”




Küllükten bir görüntü.

Küllükten bir görüntü.
Küllükten bir görüntü.
 



2 Haziran 2015 Salı

TURGUTLU'DA ARKEOLOJİK ESERLER








    Ünlü Arkeolog Ch. H. Roosevelt’in anlatımına göre üzerine manto giymiş bir erkek tasviri bulunan bir stel Turgutlu’nun Musacalı köyünden alınarak Manisa Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştür. Bu stel, M. Ö. 6’ıncı yüzyılın ortası ile 5’inci yüzyıl sonlarına tarihlenmektedir.





         
      Turgutlu ve çevresinin arkeolojisine yönelik araştırmalar sınırlı olmakla birlikte, çeşitli arkeolojik bulgular ve tümülüsler bu konuda bilgi edinilmesini sağlamaktadır.
Turgutlu sınırları içinden alınıp götürülmüş birçok eser bugün Manisa Müzesi envanterinde yer almaktadır. Temrek Köyü çevresinde bulunan aslan heykeli, Musacalı Köyü çevresinde yer alan, Hilmi Tepe Tümülüs’ünden çıktığı belirtilen ve M.Ö 6 – 5 yüzyıla tarihlendirilen kabartma figürlü stel, Çal Dağı’nın eteklerinde bulunmuş kalıntılardır. Yine İlk Tunç Çağı’ndan kalma bakır alaşımlı bıçak ve bakır keser Kasaba’nın tarihi kalıntılarına birer örnektir. Ayrıca, 1979 yılında Alahıdır Köyü’nde yapılan kazılarda elde edilen bir vazo (Iydion) ve bronz levhalar, Manisa Müzesi’nin bünyesinde yer almaktadır. Bunların yanında; Dalbahçe Köyü’nde, Gökali Mescidi Podiumunda kullanıldığı görünen iki tarafı (Eski Yunanca olduğu sanılan) yazılı taş, yine Dalbahçe Köyü eteklerinde bulunan su kemerleri, köy yolunun sağında – solunda yer alan iskân izleri geçmişe dönük yaşam izleridirler. Ayrıca Dereköy’ün doğu yönünde varlığı bilinen bazı temeller ve hamam yıkıntıları, Kasaba’nın eski çağlarıyla ilgili izler sunmaktadır.











    Ünlü Arkeolog Ch. H. Roosevelt’in belirttiğine göre 1938 yılında Turgutlu’nun Temrek Köyü’nde mermerden küçük bir aslan heykeli bulunmuş bu heykelcik Manisa Arkeoloji Müzesi’ne getirilmiştir. Bu heykel M. Ö. 5 - 4. yüzyıllara tarihlenmektedir. Yine Roosevelt’e göre Temrek’in güneyinde ve batısında sekiz Tümülüs vardır ve köyün hemen üzerinde bir kale yer almaktadır.  


1 Haziran 2015 Pazartesi

TURGUTLUNUN ETRAFINI ÇEVRELEYEN ESKİ KENTÇİKLER



Kasaba’nın yerleşim alanı içinde antikçağa ait kalıntılar olmasa da onun çevresinde antikçağa ait birçok yerleşim alanları görülür. Turgutlu’nun çevresinde yer alan antikçağa ait bazı yerleşim alanları şöyle sıralanabilir: 
Dareiou Kome: Perslerce kurulmuş Hermos vadisi yerleşimi.
Mostane (Mostana): Bir Lydia kenti. Hermos vadisi yerleşimi, Sancaklı Bozköy.
Perikome: Boz Dağ üzerinde bir ilkçağ köyü.
Kaibokome: Turgutlu’ya yakın bir ilkçağ köyü.
Aurelius/Tmolos: Boz Dağ’ın üzerinde, kurulmuş bir kent.
Troketta: Turgutlu.
Djowali: Hacı Veli Köyü. Bu günkü Dalbahçe Köyü’nün yakınında eski bir yerleşim alanı.
Lidya bölgesinde özellikle Hermos (Gediz) Irmağı’nın vadileri Antik Çağ’da da günümüzdeki gibi zengindir. Bugün tütün, pamuk, meyve ve üzüm bağlarının yer aldığı Gediz’in sulak ovası o zaman da geniş otlaklarla kaplıdır. Bu otlaklarda büyük hayvan sürüleri otlatılmaktadır. Turgutlu yöresi olası ki, Lidyalılar döneminde ve ondan sora ki dönemlerde,  etrafında bulunan köy ve kasabaların arazileri tarımsal amaçlı küçüklü-büyüklü iskânlarla şenlendirilmiş olmalı.
         Bu ovanın güneyinde yükselen Tmolos Dağı’nda nar, elma, kestane ve ceviz ağaçlarının bulunduğu, hatta şarapçılıkta kullanılan üzümün kaliteli olduğu söylenir. Öyle ki gezgin ve coğrafya yazarı Strabon, Tmolos’da elde edilen şarabın, hem zevk vermek, hem de tıbbi amaçlar için kullanıldığını söyler.  
Alman haritacı Richard Kiepert, 1911 yılında Anadolu’nun idari haritasını düzenler. Kasaba’nın da içinde yer aldığı bu haritada, Troketta kenti ve onun yakın çevresinde birçok köyler ve kasabalar görülür. Bu yerleşim alanlarından birisi Mostane’dir (Mostana).4 Bilge Umar’a göre “Mostana / Mostene, bir Lydia kentidir. Adının geçtiği yazıtlar bulunan bu kent, kendi döneminde para basmıştır. Bu kentin yerleşim alanının, Boz Köy dolaylarında, Akpınar'ın güney yakınında da olduğu belirtilir.
Tarihçi Tacitius, yukarıda ismi keçen Mostene ve Tmolos (olası ki Troketta kentçiğinin de yer aldığı) kentlerinin, İ.S. 17 yüzyılda meydana gelen depremde büyük zarar gördüğünü anlatır. Tacitius’un, bu deprem ile ilgili satırları şöyledir: “Deprem en fazla Sardeslileri etkilediğinden, en çok şefkati onlar gördü. Temnoslular, Aigailılar, Mosteneliler, Kyme ve Tmolos kentleri de ayni süre içinde vergilerden muaf tutuldular.”
Turgutlu civarında varlığı belirtilen başka bir yerleşim alanı da Kaibokome Köyü’dür. Turgutlu çevresinde bulunan bir yazıttan bu köyün Turgutlu’ya çok yakın yörede kurulmuş olduğu belirtilmektedir.10 Richard Kiepert’in haritasında, Turgutlu çevresinde başka yerleşim alanları da görülür, bunlar, Jalkine ve Djoval köylerdir.

Kaynakça:
 - Mehmet Akif Ceylan. Marmara Coğrafya Dergisi. 21 Ocak 2010. Marmara Üniversitesi Fen Ed. Fakültesi Coğrafya Bölümü.  
 - Bilge Umar. Türkiye’deki Tarihsel Adlar. S 793.
 - Bilge Umar. Türkiye’deki Tarihsel Adlar. S 360, 793.
 - Sencan Özbilge Altınok. Lydia’da Bir Dağ Tanrısı Tmolos. “Boz Dağ” Ege Ünv. Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı 119 s 41, 42, 43.







29 Mayıs 2015 Cuma

BUGÜN TURGUTLU’DA SIKIYÖNETİM İLAN EDİLİR. 29 Mayıs 1919

Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine;
(…) Turgutlu, Rum ahalinin alkışları arasında işgal edilmiştir.
                        17’inci kolordu Kumandanı Bekir Sami

17’inci Kolordu Komutanlığı’na;
(…) vaziyetinizi bildiren şifrenizi elemle okudum. Gaflet ve teşkilatsızlığın bu kadar tüyler ürpertici sonuç verdiği anlaşılmışsa da ümitsizliğe düşeceğimiz zaman değildir. (…) Gayemiz bir olmalıdır…
                  9’uncu Ordu Müfettişi Mirliva Mustafa Kemal.

Turgutlu’nun Kaymakamı Haydar Bey, Belediye Başkanı “Kocaarif” lakabı ile anılan Arif Hikmet Bey, meclis üyeleri ve yerli Rumlar ile Kasabalı bir kısım zevat Yunan kuvvetlerini karşılamak üzere Nif Çayı’na kadar giderler.  29 Mayıs 1919 günü Yunan askerleri tek kurşun atmadan Turgutlu’ya girerler. Yunanlılar ayni gün de Kasaba’da sıkıyönetim ilan ederler. Gece saat 21.00 den sonra sokağa çıkma yasağı koyarlar. Bütün resmi binalara Yunan bayrağı çekip şehrin giriş çıkışlarını denetim altına alırlar.
Kuvayı Milliye ruhunu benimsemiş bir kısım Kasabalı ise Turgutlu’da kalmanın yarar getirmeyeceğini anlayıp birer birer Alaşehir’e giderler. Bunların öncüsü Yüzbaşı Süleyman Sururi’dir ((Kara İmamoğlu Süleyman) . Diğer Alaşehir’e giden mücadele ruhunun parlak simaları ise; Zühtü Akıncı, Rıza Çetin, Rıza Kayahan, Agâh Efendi, Şakir Ünalan, Süleyman Hararlı, Ali Rıza ve diğerleridir.
Bezmi Nusret Kaygusuz, Alaşehir’e intikal eden Kasaba’lı direnişçileri şöyle anlatır:   
“Turgutlu’dan gelen Yüzbaşı Süleyman Sururi, Rıza Çetin, Zühtü Akıncı, Şakir Ünalan ve diğerleri derhal Mustafa Bey’in hazırlamakta olduğu milli müfrezeye iltihak ettiler. 29 Mayıs 1920 tarihinde Süleyman Sururi Bey, geceleyin Ulu Cami’de yapılacak bir içtimaa beni de davet etti. “Siz gelmezseniz, ahali bize itimat etmez” dedi. Büyük bir halk kitlesi camiye gelmişti. Süleyman Sururi Bey çok sert bir konuşma yaptı. Milli bir heyecan ve vatani bir kaynaşma ile camiden ayrıldık.”











26 Mayıs 2015 Salı

UZAKTAN SEVİLİRMİŞ KASABA


Uzaktan sevilirmiş memleket. En güzel şiirlerini memleket üstüne söylemedi mi ki Şair Nazım Hikmet.

     Kasaba; zeytininden yağ, ovasından bal akan, havası, suyu, ayvası, narı hele üzümü? Mutluluğun bir resmini yapın deseler, içine eski Kasaba’yı koyun derim. Sonra kenarlarına Bostanlı Tımarı’nın üzümünü, Kısmalının şeftalisini, Alacalı’nın karpuzunu ekleyin derim. Derim ki, tabloya, Ulupınar Tımarı’nın çınarını da koyun, gölgesinde çeşmesi olsun, ahırında topraktan bir tas ve de birkaç lakırdı edilecek çardaktan bir kahvehane koyun… Tamam mı derlerse resim? Bir de tren ekleyin derim tren. Vuuu, vuuu diye ses çıkarsın, dumanı da Kargılı Yola doğru yayılsın. Rüzgârında salınsın bamyalar, börülceler. Birinci durakta birkaç kasabalı trenden insin, ikinci durakta hafiften dursun.  Resim bitti derlerse; not düşün altına not derim. Bir süslü kuşun peşinden koşan elleri sapanlı Kasabalı çocukların isimlerini de yazın derim.

     Kasaba, Çocukluk yıllarımızın Kasabası! O yıllar geçip gitti. Şimdi erik ağaçları gelin gibidir. Badem ağaçları yalancı bahara aldanıp kuytulara çekilmiştir. Söğüt dalları göz kırpmaktadır bir güneşe bir yağmura. Çınarlar salıncaklara hazırlanmaktadır. Bahar geldi gelecek… Kuzu göbekleri çalıların ardında esnemektedir. Serçeler daldan dala kanat çırpmaktadır, gumbur kuşları ta uzaklarda şarkılar söylemektedir.

     Kasabaya varınca, hemen kendine döner dilim, kendim olurum ve hemen “hadi gari bi ovaya gidelim” derim.



Konak önü.


Tren istasyonu
Gediz Ovası'nda bir çiftlik.

Ova yolu

 Turgutlu'da bir sokak.